avatar

Şükrü Portakal YAZAR

BİR MİLLETİN BİN YILLIK YÜRÜYÜŞÜ

Şükrü Portakal

2026-07-25

Haydi sevgili Dostlar gözlerimizi kapatalım ve bir yolculuğa çıkalım;

Bu Bir İdealistin yolculuğudur.

1919...

Anadolu işgal altındaydı. Yorgun, yoksul ve yıkılmış bir milletin elinde ne güçlü bir ordusu ne de zengin hazineleri vardı. Fakat kaybetmediği bir şey vardı; bağımsız yaşama iradesi.

Samsun'da yakılan bir kıvılcım, Amasya'da bir karara, Erzurum ve Sivas'ta millî iradeye, Ankara'da ise yeni bir devletin temeline dönüştü. Sakarya'da "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır." sözü yalnızca bir askerî emir değil, bir milletin yeniden dirilişinin ifadesiydi. Dumlupınar'da kazanılan zafer, 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla taçlandı.

Cumhuriyet'in ilk yüzyılı boyunca Türkiye zaman zaman ekonomik sıkıntılar yaşadı, zaman zaman siyasi krizlerle sınandı. Ama her nesil, kendinden sonrakine daha güçlü bir ülke bırakma hayalini taşımaya devam etti.

2038 yılına gelindiğinde dünya artık bambaşka bir yerdi. Enerji, yapay zekâ, uzay teknolojileri ve siber güvenlik, devletlerin gücünü belirleyen temel alanlar hâline gelmişti. Türkiye de bu değişime ayak uydurarak savunma sanayisinde, bilimde ve teknolojide önemli atılımlar gerçekleştirmişti. Üniversiteler araştırma merkezlerine, limanlar küresel ticaret ağlarının merkezlerine, Anadolu ise üretimin ve inovasyonun önemli üslerinden birine dönüşmüştü.

2053...

İstanbul'un fethinin 600. yılı...

İstanbul'da yapılan törenlerde geçmişin zaferleri kadar geleceğin hedefleri de konuşuluyordu. Dünyanın dört bir yanından gelen konuklar, yalnızca tarihin ihtişamını değil, çağdaş Türkiye'nin bilimsel ve teknolojik başarılarını da görüyordu. Genç mühendisler, bilim insanları ve girişimciler, "fetih" kavramını artık bilgiye, üretime ve insanlığın ortak geleceğine katkı sunmak olarak yorumluyordu.

Takvimler 2071'i gösterdiğinde ise Malazgirt Zaferi'nin bininci yılı kutlanıyordu. Anadolu'da bin yıldır süren varlığın anlamı, yalnızca geçmişin hatıralarında değil; geleceğe bırakılan eserlerde aranıyordu. Yeni nesiller, atalarının emanetini korumanın yolunun adalet, eğitim, üretim ve bilim olduğunu biliyordu.

Kutlamaların sonunda yaşlı bir tarihçi kürsüye çıktı ve şu sözleri söyledi:

"Kurtuluş Savaşı bize bağımsızlığın bedelini öğretti. Cumhuriyet bize çağdaşlaşmanın yolunu gösterdi. 2053 bize büyük hedefler kurmayı hatırlattı. 2071 ise bin yıllık yürüyüşün yalnızca geçmişe değil, geleceğe de uzandığını gösterdi."

Ve meydanı dolduran gençler aynı cümleyi hep bir ağızdan tekrarladı:

"Güç; adalette, ilimde, üretimde ve millet olabilmektedir. Geleceği fethedenler, önce kendi ufuklarını genişletenlerdir."

Böylece, 1919'da yakılan bağımsızlık meşalesi; 1923'te Cumhuriyet'e, 2038'de teknolojiye, 2053'te medeniyet vizyonuna ve 2071'de bin yıllık bir geleceğe uzanan yolculuğun sembolü olarak yaşamaya devam etti.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal YAZAR