Şükrü Portakal YAZAR
DÖRT KAPIDAN GEÇEMEYEN, KENDİNE VARAMAZ
Şükrü Portakal
2026-07-26
Bir milleti ayakta tutan
yalnızca ordusu, ekonomisi ya da teknolojisi değildir. Asıl güç; insan
yetiştirme anlayışıdır. Çünkü sağlam insan olmadan sağlam devlet, sağlam aile
ve sağlam toplum kurulamaz.
Barış Manço'nun "Dört
Kapı" eseri, işte bu hakikati sade ama derin mısralarla anlatır. Her
dizesinde Anadolu'nun irfanı, İslam'ın ahlakı ve Türk töresinin vicdanı vardır.
"Tuz ekmek hakkı
bilene, sofra kurmasan da olur..."
Bu söz, bugün unuttuğumuz en büyük değeri hatırlatır: VEFA.
İslam'da nimete şükretmek ibadettir. Türk töresinde ise
ekmeğini yediğin yere ihanet etmek en ağır ayıplardan biridir. Bir tas çorbayı
küçümsemeyen insan, dünyanın bütün nimetlerine sahip olsa bile kibirlenmez.
Bugün ise insanlar sofranın büyüklüğüne bakıyor; gönlün
büyüklüğüne değil.
"Kırk yamalı hırka
yeter..."
Bu dizeler bize gösteriyor ki insanı değerli yapan elbisesi
değil, şahsiyetidir.
Türk töresi, alp kadar erdemli olmayı da ister. İslam ise
takvanın, maldan ve makamdan üstün olduğunu öğretir. Yamalı hırka utanılacak
bir şey değildir; utanılacak olan, yamalı bir vicdandır.
Şarkının belki de en güçlü bölümü şudur:
"Bir de kalem
tutmayı öğret, kırk yıl sana hizmet ederim. Bana bir harf öğret yeter..."
Peygamber Efendimize ilk inen emrin "Oku!" olması
tesadüf değildir.
Bilgi, insanı özgürleştirir.
Kalem; kılıçtan önce gelir. Çünkü kılıç toprağı korur, kalem
ise geleceği.
Türk tarihinde devlet adamları kadar bilge insanlar da
yetişmiştir. Yusuf Has Hacib'den Kaşgarlı Mahmud'a, Ahmet Yesevî'den Hacı
Bektaş Veli'ye kadar nice isim, millete önce ilmi ve ahlakı öğretmiştir.
Bugün çocuklarımıza miras bırakacağımız en büyük servet;
karakter, ahlak ve eğitimdir.
Ve şarkının sonu...
"Dört kapıdan
geçemezsem, geldiğim gibi giderim."
İnsan dünyaya yalnızca yaşamak için gönderilmedi.
Nefsini terbiye etmek, adaletli olmak, kul hakkından
sakınmak, merhamet göstermek ve hakikati aramak için gönderildi.
Hacı Bektaş Veli'nin öğrettiği dört kapı; insanın kendisini
inşa etme yolculuğudur.
Şeriat; doğruyu öğrenmektir.
Tarikat; öğrendiğini yaşamaktır.
Marifet; kendini bilmektir.
Hakikat ise Allah'a yakınlaşan bir gönle sahip olmaktır.
Türk töresi de aynı yolu başka kelimelerle anlatır: doğruluk,
sözünde durmak, büyüğe saygı, küçüğe merhamet, vatana sadakat ve adalet.
Bugün toplum olarak en büyük ihtiyacımız yeni binalar değil;
dört kapıdan geçmeye çalışan yeni nesillerdir.
Çünkü makam sahibi olmak kolaydır; adam olmak zordur.
Servet sahibi olmak kolaydır; gönül sahibi olmak zordur.
Bilgi sahibi olmak kolaydır; hikmet sahibi olmak zordur.
Barış Manço'nun yıllar önce söylediği bu eser, aslında bize
şu çağrıyı yapıyor:
Bir tas çorbanın kıymetini bilin.
Bir lokmayı paylaşmayı bilin.
Bir harf öğretmenin değerini bilin.
Ve insan olarak bu dünyadan, geldiğiniz gibi gitmeyin.
Arkanızda güzel ahlak, faydalı ilim, vefa ve dua bırakın.
İşte o zaman hem İslam'ın ahlakına hem Türk töresinin ruhuna
hem de insanlığın ortak vicdanına layık bir ömür yaşamış olursunuz.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP