avatar

Şükrü Portakal YAZAR

DÜNYA DEĞİŞİRKEN…

Şükrü Portakal

2026-07-30

Dünya, tarihin en hızlı değişim dönemlerinden birini yaşıyor. Artık ülkelerin kaderini yalnızca ordular değil; teknoloji, ekonomi, enerji, tarım, yapay zekâ ve bilgi belirliyor. Dün petrolün konuşulduğu masalarda bugün veri güvenliği, gıda arzı ve dijital egemenlik tartışılıyor. Küresel rekabet, artık sadece sınırlar üzerinde değil; laboratuvarlarda, fabrikalarda ve üniversitelerde yaşanıyor.

Böylesine büyük bir dönüşümün ortasında Türkiye de kendine yeni bir yol açmaya çalışıyor.

Bir tarafta ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı ve enflasyonun vatandaş üzerindeki yükü; diğer tarafta savunma sanayisinden ulaştırmaya, enerjiden dış politikaya kadar uzanan büyük hedefler...

Millet olarak zaman zaman zorlansak da şunu unutmamalıyız: Güçlü devletler, sadece kriz yaşamayan devletler değil; krizleri yönetebilen ve geleceğe hazırlanabilen devletlerdir.

Ancak geleceği inşa etmek yalnızca Ankara'nın görevi değildir.

Her şehrin, her kurumun ve her vatandaşın bu yürüyüşte omuz vermesi gerekir.

İşte tam bu noktada Konya'nın önemi daha da belirginleşiyor.

Konya, sadece geçmişin ihtişamıyla övünen bir şehir değildir. Selçuklu'nun başkenti olan bu kadim şehir, bugün de Türkiye'nin üretim merkezlerinden biridir. Bereketli ovalarıyla tarımın, organize sanayi bölgeleriyle üretimin, üniversiteleriyle bilimin ve köklü kültürüyle medeniyetin önemli temsilcilerindendir.

Fakat her nimet, beraberinde bir sorumluluk da getirir.

Konya'nın bereketi toprağından gelir.

Toprağın bereketi ise sudan...

Bugün ovada oluşan obruklar, azalan yer altı suları ve iklim değişikliğinin etkileri bize sessiz ama çok önemli bir uyarıda bulunuyor. Eğer toprağımıza ve suyumuza sahip çıkamazsak, yarın çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirası kendi elimizle tüketmiş oluruz.

Sadece yol yapmak yetmez.

Sadece fabrika kurmak yetmez.

Sadece yüksek binalar inşa etmek de yetmez.

Asıl mesele; üreten insan yetiştirmek, ahlaklı nesiller bırakmak, adaleti güçlendirmek ve tabiatı koruyabilmektir.

Çünkü medeniyet, betonla değil; fikirle yükselir.

Güç, yalnızca ekonomik rakamlarla değil; vicdanla, liyakatle ve çalışkanlıkla kalıcı olur.

Bugün dünya yeni bir düzen kuruyor.

Bu düzende yer almak isteyen milletlerin önce kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor:

Biz tüketen bir toplum mu olacağız, yoksa üreten bir medeniyet mi?

Türkiye'nin ikinci yüzyılı, sadece kalkınma hedeflerinin değil; aynı zamanda üretimin, bilimin, teknolojinin ve milli birlik ruhunun yüzyılı olmak zorundadır.

Konya da bu yürüyüşün öncü şehirlerinden biri olmalıdır.

Çünkü Konya'nın tarihi, sadece geçmişi anlatmaz; geleceğe de sorumluluk yükler.

Celaleddin Rumi'nin hoşgörüsü, Selçuklu'nun devlet aklı ve Anadolu insanının çalışkanlığı, bu şehrin en büyük sermayesidir.

Dünya değişiyor...

Türkiye dönüşüyor...

Konya büyüyor...

Asıl soru ise şudur:

Biz bu değişimi sadece izleyenlerden mi olacağız, yoksa emeğiyle, fikriyle ve üretimiyle geleceği şekillendirenlerden mi?

Unutmayalım ki bir milletin gerçek zenginliği, sahip olduğu madenlerde değil; yetiştirdiği insanlarda saklıdır.

Bir şehrin büyüklüğü, binalarının yüksekliğiyle değil; ufkunun genişliğiyle ölçülür.

Ve gelecek...

Bekleyenlere değil;
Bugünden çalışanlara, üretenlere ve inşa edenlere ait olacaktır.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal YAZAR