Şükrü Portakal YAZAR
Kalabalıklaştık, Ama İnsanlık Azaldı
Şükrü Portakal
2026-08-22
Bir ülke, sadece ekonomik krizlerle yoksullaşmaz.
Bir millet, sadece savaşlarla dağılmaz.
Asıl çöküş; vicdan sustuğunda, adalet
zayıfladığında ve insan insana yabancılaştığında başlar.
Bugün sokaklara bakın...
Kalabalıklar var.
AVM'ler dolu.
Caddeler dolu.
Trafik dolu.
Sosyal medya dolu...
Ama gönüller boş.
İnsanlar birbirinin yüzüne bakıyor; gözlerinin
içine bakmıyor.
Herkes konuşuyor; kimse dinlemiyor.
Herkes kendini anlatıyor; kimse karşısındakini
anlamaya çalışmıyor.
Çünkü biz, modernleşirken insan kalmayı ihmal
ettik.
Eskiden fakirdik ama paylaşmayı biliyorduk.
Şimdi daha çok şeye sahibiz; fakat birbirimize
daha az sahibiz.
Komşumuzun kapısını çalmıyoruz.
Yaşlılarımızı dinlemiyoruz.
Çocuklarımıza karakterden önce kariyeri
öğretiyoruz.
Başarıyı alkışlıyor, dürüstlüğü çoğu zaman
görmezden geliyoruz.
Sonra da "Bu
toplum neden değişti?" diye soruyoruz.
Hayır...
Toplum kendiliğinden değişmedi.
Toplum; ailede
gördüğüyle, okulda öğrendiğiyle, televizyonda izlediğiyle ve en önemlisi,
ülkeyi yönetenlerin ortaya koyduğu siyaset diliyle şekillendi.
Siyaset sadece ekonomi değildir. Sadece asfalt
değildir. Sadece köprü değildir.
Sadece seçim kazanmak da değildir.
Siyaset, aynı zamanda topluma örnek olmaktır.
Bugün ekranlarda öfke hâkimse...
Mecliste nezaket azalmışsa...
Hakaret, iftira ve kutuplaşma sıradanlaşmışsa...
Bunun topluma yansımaması mümkün müdür?
Bir çocuk, büyüklerinden
ne görürse onu öğrenir.
Bir toplum da yöneticilerinden ne görürse zamanla
onu normal kabul eder.
Bu yüzden bugün yaşadığımız değer erozyonunun
sorumluluğunu yalnızca vatandaşa yüklemek vicdanlı bir yaklaşım değildir.
İktidarın da, muhalefetin de kendine şu soruyu
sorması gerekir:
Biz bu millete umut mu
verdik, öfke mi?
Birlik mi öğrettik,
ayrışma mı?
Adalet duygusunu mu
güçlendirdik, yoksa güvensizliği mi büyüttük?
Çünkü güçlü devlet, sadece bütçesi sağlam olan
devlet değildir.
Güçlü devlet;
vatandaşının adalete güvendiği, liyakatin esas alındığı, hukukun kişilere göre
değil ilkelere göre işlediği devlettir.
Ve güçlü millet;
birbirine güvenen, birbirinin acısını hisseden, farklı düşünse bile aynı
vatanın evladı olduğunu unutmayan millettir.
Bugün ihtiyacımız olan şey, birbirimizi yenmek
değil; birbirimizi yeniden anlamaktır.
Çünkü bu topraklar bizi
bin yıldır kardeş yaptı.
Bizi ayakta tutan sadece sınırlar olmadı.
Bizi ayakta tutan;
vicdanımız, inancımız, töremiz, ahlakımız ve adalet anlayışımız oldu.
Kalabalık olabiliriz.
Ama insan kalmayı başarabilirsek, geleceği de
birlikte inşa edebiliriz.
Aksi hâlde yükselen binaların gölgesinde küçülen
vicdanlar, hiçbir millete huzur getirmez.
Unutmayalım...
Bir milleti yıkan, önce ekonomisinin çökmesi
değildir.
Önce vicdanı çöker. Sonra adaleti. En sonunda ise birbirine olan güveni...
İşte o gün, kalabalıklar arasında yapayalnız kalan
bir toplum ortaya çıkar.
Ve tarih bize şunu defalarca göstermiştir:
Medeniyetler taşları
yıkıldığı için değil, karakterleri çöktüğü için yıkılmıştır.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP