Şükrü Portakal YAZAR
MEKKE HEDEFTEYSE, ANKARA NE YAPACAK?
Şükrü Portakal
2026-09-22
Bir İHA…
Mekke'nin güneyinde düşürüldü.
Suudi Arabistan:
“Husiler gönderdi.”
Husiler:
“Mekke'yi hedef almadık.”
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Gerçek ne?
Ama benim sorum biraz daha farklı:
Mekke Anlaşması ne olacak?
Çünkü bu olay, Türkiye-Suudi
Arabistan-Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın hemen
ardından geldi.
Ve anlaşmanın ilk ciddi sınavı belki
de kapımıza dayandı.
Suudi makamları, İHA'nın Mekke'nin
güneyinde düşürüldüğünü ve yasak hava sahasına girmeden önce imha edildiğini
açıkladı.
Husiler ise Mekke'yi ve kutsal
mekanları hedef almadıklarını söylüyor.
Yani ortada henüz kesinleşmiş tek
bir gerçek değil, birbirine zıt iki iddia var.
İşte tam burada devlet aklı devreye
girmeli.
Kim haklı?
İHA nereden kalktı?
Rotası neydi?
Hedef koordinatı neydi?
Enkazda hangi teknik veriler var?
Gerçek hedef Mekke miydi?
Yoksa başka bir hedefe giden İHA'nın
düştüğü yer üzerinden farklı bir senaryo mu kuruluyor?
Bunların cevabı ortaya çıkmadan
“sahte bayrak” demek de “kesin Husiler yaptı” demek de doğru değil.
Fakat soru sormamak daha büyük
hata.
Çünkü Mekke sıradan bir şehir
değildir.
Mekke, milyarlarca Müslüman için
ortak bir değerdir.
Bu nedenle Mekke'nin güvenliğine
yönelik olduğu iddia edilen herhangi bir saldırı, yalnızca Suudi Arabistan'ın
güvenlik meselesi olarak görülemez.
Ve Türkiye artık bu denklemde
seyirci değildir.
Mekke Anlaşması'nın tarafıdır.
Anlaşma 7 Ağustos'ta imzalandı.
31 Ağustos'ta Türkiye, Suudi
Arabistan ve Pakistan'ın dışişleri ve savunma bakanları ile genelkurmay
başkanları İstanbul'da ilk stratejik toplantıyı yaptı.
Ortak açıklamada açıkça:
“Kolektif caydırıcılık ve savunmanın
etkinliği” vurgulandı.
Ayrıca savunma sanayii, ortak
teknoloji, ortak üretim ve askeri kapasitenin uyumlaştırılması konusunda
adımlar kararlaştırıldı.
Şimdi soru basit:
Caydırıcılık ne zaman devreye
girecek?
İşte Türkiye'nin önündeki asıl sınav
burada.
Anlaşma, yalnızca törenlerde çekilen
fotoğraflardan mı ibaret?
Yoksa gerçekten bölgesel güvenlik
mekanizması mı?
Türkiye'nin resmi açıklamasında
anlaşmanın kolektif caydırıcılığa dayandığı, ancak herhangi bir ülkeyi
hedef almadığı ve Türkiye'nin krizlerin diplomasi yoluyla çözülmesinden yana
olduğu belirtilmişti.
Bu önemli.
Çünkü Türkiye'nin yapması gereken
doğrudan savaşa koşmak değildir.
Türkiye'nin yapması gereken:
Gerçeği araştırmak.
İstihbaratı paylaşmak.
Tehdidi tespit etmek.
Mekke'nin güvenliğini garanti altına
almak.
Ve gerekiyorsa anlaşmanın öngördüğü
mekanizmaları işletmektir.
Daha da dikkat çekici olanı
Pakistan'dan gelen açıklamalar.
Pakistan Savunma Bakanı Havaja Asif,
Mekke Anlaşması'nın Pakistan için geçerli olduğunu ve ülkesinin anlaşma
kapsamındaki sorumluluğunu yerine getireceğini söyledi.
Demek ki anlaşma artık teorik bir
metin olmaktan çıkıp uygulama tartışmasının içine girmiş durumda.
Peki Türkiye?
Ankara'nın sessizliği ne anlama
geliyor?
Diplomatik itidal mi?
Teknik inceleme mi?
Yoksa anlaşmanın mekanizmalarının
henüz tam olarak işletilmemesi mi?
Bunu Ankara'nın açıklamaları
belirleyecek.
Bir başka mesele daha var.
Bölgede aynı anda çok sayıda aktör
devrede.
İran…
Husiler…
Suudi Arabistan…
ABD…
İsrail…
Pakistan…
Türkiye…
Ve Kızıldeniz'den Babülmendep'e
kadar uzanan enerji ve ticaret yolları.
Suudi Arabistan'ın hava savunma
mühimmatı konusunda sıkıntı yaşadığı ve farklı ülkelerden destek aradığı da
haberleştiriliyor.
Dolayısıyla Mekke yakınındaki İHA
olayı, daha büyük bir bölgesel güvenlik zincirinin sadece bir halkası olabilir.
Ama bunu söylemek başka…
Bir komplo senaryosunu gerçekmiş
gibi anlatmak başka.
Bizim yapmamız gereken ikincisi
değil.
Tam tersine:
Kanıt isteyeceğiz.
Çünkü Mekke'nin adı savaş
propagandasına malzeme yapılamaz.
Eğer Husiler gerçekten Mekke'yi
hedef aldıysa:
Kanıtı ortaya konulsun.
Eğer hedef Mekke değilse:
Gerçek hedef açıklansın.
Eğer olayın arkasında başka bir
aktör olduğuna dair delil varsa:
O delil de ortaya konulsun.
Çünkü Mekke'nin güvenliği üzerinden
yeni bir savaşın kapısı açılmasına izin verilmemelidir.
Ve şimdi Ankara'nın önünde çok
önemli bir soru var:
Mekke Anlaşması neden imzalandı?
Bir fotoğraf için mi?
Bir diplomatik mesaj için mi?
Yoksa gerçekten Türkiye'nin,
Pakistan'ın ve Suudi Arabistan'ın ortak güvenlik iradesini ortaya koymak için
mi?
Cevabı artık sözler değil, uygulama
verecek.
Mekke hedefteyse…
Ankara ne yapacak?
Asıl mesele budur.
Çünkü bazen bir İHA'nın düşürülmesi
bir savaşın sonu değil…
Yeni bir denklemin başlangıcıdır.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP