avatar

Şükrü Portakal YAZAR

REFERANDUM SANDIĞI

Şükrü Portakal

2026-07-21

Siyasette bazı dönemler vardır; konuşulanlardan çok, konuşulmayanlar geleceği işaret eder. Bugün Türkiye tam da böyle bir dönemin içinden geçiyor. Bir tarafta hedeflenen seviyeye indirilemeyen enflasyon, diğer tarafta uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye ekonomisine ilişkin daha temkinli tahminleri...

Bir tarafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çalışmalarını sürdürmesi, diğer tarafta yeni anayasa konusunda farklı siyasi kesimlerle temas arayışları...

Bütün bu gelişmeleri yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan tablo, sıradan bir yasama döneminden çok daha fazlasını anlatıyor.

Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Enflasyon, vatandaşın mutfağını etkilediği kadar siyasetin yönünü de belirler. Hükümetin en büyük hedeflerinden biri enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek olsa da, beklentilerin henüz istenilen noktaya ulaşmaması ekonominin siyasi gündemdeki ağırlığını koruduğunu gösteriyor.

Ancak dikkat çeken asıl başlık ekonomi değil...

Asıl mesele, Türkiye'nin yeni bir yönetim ve hukuk vizyonunu tartışmaya başlamış olmasıdır.

Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında yeni anayasa söylemi artık yalnızca siyasi bir vaat değildir. Bu söylem, devletin kurumsal yapısını geleceğe taşıma iddiası olarak ortaya konulmaktadır. Böyle bir değişikliğin ise yalnızca Meclis çoğunluğuyla değil, mümkün olan en geniş toplumsal mutabakatla hayata geçirilmesi hedeflenmektedir.

İşte bu noktada Meclis'teki temaslar, siyasi partiler arasındaki görüşmeler ve uzlaşma arayışları ayrı ayrı değil, aynı fotoğrafın parçaları olarak okunmalıdır.

Anayasa değişikliği için gerekli uzlaşma sağlanamazsa, demokratik sistemin önündeki en güçlü seçenek yine millet olacaktır.

Yani sandık...

Üstelik bu kez bir seçim sandığı değil; referandum sandığı.

Bugün kesin hüküm vermek için erken olabilir. Ancak siyaset, çoğu zaman kararlarını açıklamadan önce işaretlerini verir. Bugün o işaretler dikkatle okunduğunda, Türkiye'nin yalnızca ekonomik programını değil, siyasal geleceğini de yeniden şekillendirecek bir hazırlık sürecinde olduğu görülmektedir.

Referandum, yalnızca anayasa maddelerinin oylanması değildir. Aynı zamanda milletin, devletin gelecek tasarımına doğrudan ortak olmasıdır. Böyle süreçlerde siyasi partiler kadar milletin iradesi de belirleyici hâle gelir.

Türkiye, içeride ekonomik mücadele verirken dışarıda jeopolitik dengelerin yeniden kurulduğu bir dönemi yaşıyor. Terörle mücadeleden savunma sanayine, enerji güvenliğinden bölgesel gelişmelere kadar birçok başlık, güçlü ve uzun ömürlü bir devlet yapısı tartışmasını beraberinde getiriyor. Bu nedenle yeni anayasa meselesi, yalnızca hukukçuların değil, devlet aklının da gündemindedir.

Belki bugün kimse yüksek sesle söylemiyor.

Belki hiçbir siyasi aktör açık bir tarih vermiyor.

Fakat gelişmelerin dili bazen açıklamalardan daha güçlüdür.

Ekonomide yürütülen mücadele, Meclis'in çalışma temposu ve yeni anayasa için sürdürülen geniş tabanlı uzlaşma arayışları aynı istikameti işaret ediyor olabilir.

O istikametin sonunda ise milletin önüne gelecek bir referandum sandığı ihtimali giderek daha fazla konuşulacaktır.

Çünkü Türk demokrasisinde son sözü daima millet söyler.
Ve millet konuşacağı zaman, sandık mutlaka kurulur.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal YAZAR