avatar

Şükrü Portakal YAZAR

TÜRKİYE, BAŞKASININ HESABINDAKİ RAKAM DEĞİLDİR!

Şükrü Portakal

2026-08-25

Kendi kararını veremeyen devlet, başkasının kararının sonucunu yaşar.

Bir devletin bağımsızlığı yalnızca sınırlarında yazan bir kelime değildir.

Bağımsızlık;

Kendi kararını verebilmek,

Kendi güvenliğini sağlayabilmek,

Kendi geleceğini planlayabilmek ve gerektiğinde “Hayır!” diyebilmektir.

Bugün Türkiye'nin etrafında yaşananlara bakarken tam da bu noktadan hareket etmek zorundayız.

Irak...

Suriye...

İran...

Ürdün...

Doğu Akdeniz...

Kafkasya...

Bunların her biri ayrı bir başlık gibi görünse de Türkiye açısından aynı stratejik haritanın parçalarıdır.

Çünkü Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada boşluk kabul edilmez.

Bir yerde devlet otoritesi zayıflarsa başka bir güç gelir.

Bir bölgede güvenlik boşluğu oluşursa başka bir aktör o boşluğu doldurur.

Bir ülke kendi geleceğini planlayamazsa, başkaları onun geleceğini planlamaya başlar.

İşte Türkiye'nin asıl meselesi burada başlıyor.

Biz başkasının hesabında bir rakam olamayız.

Türkiye'nin dış politikası;

Washington'ın,

Moskova'nın,

Tahran'ın,

Brüksel'in

Veya başka herhangi bir başkentin Türkiye için hazırladığı denklemin sonucuna göre şekillenemez.

Türkiye kendi denklemini kurmalıdır.

Bu, kimseyle konuşmamak demek değildir.

Tam tersine...

Herkesle konuşabilmek ama kimsenin hesabına göre hareket etmemektir.

Devlet aklı budur.

Dostluk başka şeydir, devlet çıkarı başka.

İttifak başka şeydir, teslimiyet başka.

Diplomasi başka şeydir, iradeyi başkasına bırakmak başka.

Türkiye'nin önünde zor bir dönem olabilir.

Fakat zor dönemler devletlerin karakterini ortaya çıkarır.

Böyle zamanlarda mesele yalnızca “Ne olacak?” sorusu değildir.

Asıl soru şudur:

“Türkiye ne yapacak?”

Çünkü tarih boyunca büyük devletler kendilerine sunulan seçeneklerden birini seçmekle yetinmemiş, gerektiğinde kendi seçeneklerini üretmiştir.

Türkiye'nin de ihtiyacı budur.

Günü kurtaran açıklamalar değil;

Geleceği kurtaran stratejiler.

Kısa vadeli alkışlar değil;

Uzun vadeli devlet politikaları.

Kişilere göre değişen savrulmalar değil;

Devletin devamlılığı.

Ve bütün bunların merkezinde tek bir anlayış:

ÖNCE TÜRKİYE!

Bu sloganı yalnızca siyasi bir söz olarak değil, bir devlet perspektifi olarak görmek gerekir.

Türkiye'nin güvenliği;

Suriye'deki gelişmelerden,

Irak'ın geleceğinden,

İran çevresindeki güç mücadelesinden,

Doğu Akdeniz'deki dengelerden,

Kafkasya'daki gelişmelerden ayrı düşünülemez.

Bu nedenle Türkiye artık yalnızca olaylara tepki veren değil, olayların nereye gideceğini hesaplayan bir devlet olmalıdır.

Çünkü devlet dediğin;

Yangın çıktıktan sonra itfaiye çağıran değil,

Yangının nerede çıkabileceğini önceden gören akıldır.

Ve Türkiye'nin bugün ihtiyacı olan tam olarak budur:

Öngörü.

Strateji.

Sabır.

Kararlılık.

Millî irade.

Unutmayalım:

Başkasının yazdığı senaryoda başrol oynayamazsınız.

Ancak kendi senaryonuzu yazarsanız, kendi kaderinizin sahibi olursunuz.

Türkiye; başkasının hesabındaki rakam değildir.

Türkiye; kendi hesabını yapan, kendi kararını veren ve kendi geleceğini kuran bir devlettir.

Ve biz şunu bilmeliyiz:

Devlet aklı varsa istikamet vardır.

İrade varsa bağımsızlık vardır.

Millî şuur varsa Türkiye vardır.

Meydan Türkiye'dir.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü Portakal

Şükrü Portakal YAZAR